|
Erzincan’da Zazaca Cem Yapıldı… |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 09 Mart 2010 11:29 |
|

Tuncelililer Derneği Erzincan Şubesinin tarafından cem törenı organize edildi.
Erzincanda ilk kez yapılan ve Tuncelililer Derneği Erzincan Şubesi tarafından organize edilen cem’e halk yoğun ilgi gösterdi. Cem töreninin yapıldığı salona yoğun katılım nedeniyle sığmayan halk ibadet salonunun kapılarının açılmasıyla ara kolidorlara dahi oturmak zorunda kaldılar.
Zazaca Cemi BAVA SERVAN yönetti ve Cem ibadetinin tamamı zazaca yapıldı.
Kaynak: NWD
|
|
Son Güncelleme: Salı, 09 Mart 2010 11:34 |
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 09 Mart 2010 11:19 |
Özgür Demokratik Alevi Hareketi Olarak ; Elazığ depreminde yaşamını yitirenlerin acılı ailelerine başşağlığı ve metanet, yaralılarada acil şifalar diliyoruz.
Elazığ depreminde yaşamını yitirenlerin sayısı 57'e yükseldi. Yaklaşık 70 kişinin yaralandığı depremde arama kurtarma çalışmaları devam ederken, BDP yardım çağrısında bulunarak bölgeye heyet gönderdi.
Elazığ'ın merkez üssü Karakoçan İlçesi Başyurt beldesinde meydana gelen 6.0 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı artıyor.
Deprem en çok Kovancılara bağlı, Aşağı ile Yukarı Kanatlı, Göçmeler, Aşağı ile Yukarı Demirci, Okçular köylerinde can ve mal kaybına neden oldu.
Son bilgilere göre Okçuyan Köyü'nde 18, Kayalar (Çîlik) 4, Yukarı Kanatlı (Nasran) 3, Göçmezler Köyü'nde (Seferan) 3, Yukarı Demirci (Dilci) Köyü'nde 14 kişi yaşamını yitirirken 2 kişi Elazağı Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken yaşamını yitirdi.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 09 Mart 2010 11:25 |
|
Şerafettin Halis: Madımak ibret müzesi olsun |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 10 Şubat 2010 21:19 |
DERSİM - BDP Dersim Milletvekili Şerafettin Halis, Madımak Oteli’nin “ibret müzesi” yapılması için kanun teklifi verdi.
Madımak Oteli’nin yıkılarak park yapılmak istenmesinin tarihin ve toplumun belleğini silme amacı taşıdığını belirterek “Bu Sivas’ta yaşanan benzer katliamların yeniden yapılmasının işareti gibi durmaktadır” ifadelerini kullandı.
Meclis’te düzenlediği basın toplantısında BDP'li Halis, Alevi çalıştayları ile hükümetin kendi Alevisini yaratma çabası içinde olduğunu belirterek “Alevilik bugün kuşatılarak tanınmaktadır. Bu da yıllardır süren Alevileri yok etme yerine,Aleviliği yok etme politikalarının geldiği son noktadır” dedi.
Alevi Çalıştayları ön raporunda AKP’nin, amaçlanan örtülü hedeflerinin daha da açığa çıktığını, raporun adeta Alevilik kimliğini asimile etmenin yol ve yöntemlerini sonuca bağlayan bir program niteliği taşıdığını söyleyen Halis şöyle konuştu:
|
|
Son Güncelleme: Çarşamba, 10 Şubat 2010 21:21 |
|
Munzur Vadisi dünya mirasıdır |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:32 |
İSTANBUL - Baraj suları altında bırakılmak istenen Dersim topraklarının biyolojik bir hazineye sahip olduğu bir kez daha ortaya çıkarken, hazırlanan raporda Munzur Vadisi'nin dünya mirası olduğu belirtildi
Munzur'daki bitki örtüsünü araştırmak için 2 yıl çalışma yürüten Prof. Dr. Mehmet Koyuncu ve Prof. Dr. Neşet Arslan, Önemli Bitki Alanı (ÖBA) kabul edilen Munzur Dağları’nda 1518 bitki türünü bir kez daha saptamış oldular. Başka yerde yetişmeyen (endemik) tür sayısı ise 50’nin üzerinde olduğu ortaya çıktı. Hazırlanan raporda Munzur Vadisi’nin dünya mirası olduğuna vurgu yapılırken, barajların vadinin bitki örtüsünü tehdit ettiği hatırlatıldı.
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:33 |
|
Hasankeyf Girişimi'nden VAKUM'a sert tepki |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:29 |
BATMAN - Kültür Varlıklarını Koruma ve Müzeler Genel Müdürü Ökkaş Dağlıoğlu'nun, Hasankeyf'teki eserlerin vakumlanıp su altında bırakılması önerisine Hasankeyf Yaşatma Girişimi tepki gösterdi.
Hasankeyf Yaşatma Girişimi, Hasankeyf'in kurtarılmasına ilişkin kamuoyunu uyutma ve yanıltma politikasının yürütüldüğünü belirterek, eserlerin Vakum sistemiyle kurtarılmasının mümkün olmadığına dikkat çekti.
"Yıllardır barajın inşa edilmesi durumunda sular altında kalacak olan tarihi eserlerin taşınarak kurtarılacağını belirten yetkililerin bunun mümkün olmadığını anlayınca taktik değiştirerek vakum sistemini önermişlerdir’’ diyen Girişim, baraj yapımını meşrulaştırmak için verilen çabaların beyhude olduğu ve Hasankeyf’in kültür mirası yapısı gereği ancak yerinde korunarak yaşatılabileceğini kaydetti.
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:31 |
|
AİHM’den kimlikte ‘Alevi’ ve ‘Kürtçe’ kararı |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:26 |
STRASBOURG - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), nüfus cüzdanının din hanesinde "Alevi" yazılmamasına ilişkin davada Türkiye’nin din ve vicdan özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetti. Nüfuz cüzdanında Kürtçe karakter kullanılmamasına ilişkin başvuruda ise AİHM Türkiye’yi haklı buldu
Nüfus cüzdanının din hanesine “İslam” yerine "Alevi" yazılmasını isteyen Sinan Işık’ın davasında AİHM Türkiye’yi mahkum etti. AİHS’in din ve vicdan özgürlüğünü içeren 9’uncu maddesinin ihlal edildiğine hükmeden mahkeme, "Din hanesi yazılacaksa, kişinin istediği gibi yazılmalı" hükmüne vardı. Davacı, Müslüman olmamasına rağmen kimlik kartında din hanesine “İslam” yazılı olduğunu belirterek 7 Mayıs 2004’de İzmir’de olayı mahkemeye taşımıştı.
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 10:28 |
|
Mezopotamya 1. İnanç Çalıştayı sonuç bildirgesi açıklandı |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 08 Şubat 2010 09:36 |
 MARDİN - Mezopotamya 1. İnanç Çalıştayı, cem evlerinin yasal güvenceye kavuşturulması, Alevilere yönelik yok sayma politikalarının terk edilmesi, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yapıların lağvedilmesi ve inanç sahasının devletin müdahalesinden arındırılarak özerkleştirilmesi taleplerinin yer aldığı sonuç bildirgesiyle son buldu.
DTK İnanç Komisyonu'nun "Dinler ve medeniyetler beşiği" olarak anılan Mardin'de düzenlediği "Mezopotamya 1. İnanç Çalıştayı" sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi. İki gün süren çalıştayın sonuç bildirgesini DTK Eşbaşkanı Yüksel Genç okudu. Bildirgede, iktidara bulaşmayan, iktidarlaşmayan inançların demokrasi, özgürlük ve barışın güvencesi olduğu belirtildi. Çalıştaya Alevi, Suni, Ezidi, Asurî-Süryani, Ermeni, Rum, Arap, Mıhellemi gibi farklı inanç ve kültür temsilcilerinin bir araya geldiğinin belirtildiği bildirgede, inançların ancak mensupları tarafından anlamlı bir şekilde tanımlanabileceği, devlet ve diğer inançlar eliyle tanımlama çabalarının kabul edilemez olduğuna vurgu yapıldı.
Mezopotamya ve Anadolu tarihinin bir gerçeklik olarak bu güne kadar farklı inançların ortaya çıktığı, geliştiği ve yaşadığı bir coğrafya olduğuna vurgu yapılan bildirgede, şunlar kaydedildi: "Çalıştayın yapıldığı Mardin şehri de bu açıdan örnek bir anlam ifade etmektedir. Devlet ya da toplumun diğer kesimleri tarafından uğradığı baskı, dışlama, inkar ve ayrımcı uygulamalara rağmen varlığını devam ettiren inançlara yönelik, geçmişte yaşanan acıların tekrarlanmaması için yeni bir toplum sözleşmesi ve hukuk inşasına ihtiyaç vardır. Türkiye'de ki devlet merkezli tek tipleştirici Laiklik anlayışı, din- toplum ve devlet arasında ilişkilerin yeniden sağlıklı bir zemine kavuşturulmasının önündeki en büyük engeldir."
İnsanlığın ortak özlemleri olan adalet, özgürlük ve barış gibi değerleri savunuyor olmalarına rağmen din ve inançların iktidar araçları haline getirilerek yüz yıllar boyunca savaş ve çatışmaların derinleşmesine hizmet etmiş olması sorunun siyasal boyutunu ortaya koyduğuna dikkat çekilen bildirgede, bu açıdan çalıştay bileşenlerinin siyaset kurumuna yönelik çağrı ve beklentisini net biçimde tanımladığı belirtildi.
Toplumdaki farklı inanca dayalı aidiyetlerin, ırkçı ve iktidar merkezli çatışma politikaların eliyle bir birine düşman hale gelmesinin sağlandığı, önyargı ve korkuların körüklendiğinin kaydedildiği bildirgede, bütün inanç gruplarının kendisi ve tarihi ile yüzleşmesi, yaşananların herkesin ortak acısı olduğunun görülmesi, özgür yaşam koşullarının ortaya çıkarılmasının vazgeçilemez öneme sahip olduğunun altı çizildi. 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile pekiştirilmek istenen "Türk-İslam sentezli" yaklaşım ile dini hayatı kontrol çabalarının zorunlu din dersleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığı ile kurumsallaştırıldığına dikkat çekilen bildirgede, Ortadoğu'da kadim din ve inançların birlikte yaşamasının çoğulculuk olarak görülmesi, tek tipleştirici, asimilasyoncu politikalara bütün inanç gruplarının birlikte karşı çıkması çağrısı yapıldı.
Çalıştayda ortaya çıkan buluşmanın kalıcı kılınmasının ihtiyaç olarak görüldüğünün dile getirildiği bildirgede, bunun içinde çalıştayın kendisini "Mezopotamya İnanç Platformu Girişimi" olarak devam ettireceği kaydedildi. Farklı inanç mensuplarının, bir arada yaşama yönelik umutlarının artırılması için atması gereken adımların bulunduğuna işaret edilen bildirgede, şunlar dile getirildi: "Yıkılmaya yüz tutan inanç merkezlerinin birlikte onarılması, yaşayan inançların birbirlerini tanıması için eğitsel ve kültürel çalışmaların yapılması, inançların kutsal günlerinin birlikte kutlanması bu yönde atılan anlamlı adımlar olacaktır. Yine dilimize yerleşen farklı din, inanç ve kültürlere yönelik ayrımcı ve aşağılayıcı yaklaşımların ayıklanması için ortak bir literatür çalışması başlatılmalıdır."
Mardin'de bulunan Artuklu Üniversitesi'nin adının Mezopotamya Üniversitesi olarak değiştirilmesi, ortak tarih ve kültürel mirasa vurgu anlamına geleceğinin belirtildiği bildirgede, çan ve ezan sesinin birlikteliğinin ortak gelecek için kaygı değil güven artırıcı bir girişim olacağı ifade edildi. Bildirgede yer alan diğer talepler ise şöyle: "Cem evlerinin varlığı yasal güvenceye kavuşturulmalı. Alevilere yönelik yok sayma politikaları acilen terk edilmeli. Türkiye'de laikliğin çarpık bir anlayışla uygulandığına dikkat çeken çalıştayımız, bu uygulamaların Alevilik, Şafilik, Başörtüsü gibi meselelerde ciddi hak ihlallerine neden olduğunun altını çizmiştir. Yine bu yaklaşımlardan kaynaklı Türkiye'de yaşayan farklı inançlar, inançsızlar ve kurumlarında baskı altında olduğuna vurgu yapmıştır. Bu bağlamda laik devlet kavramı ile çelişen Diyanet İşleri Başkanlığı gibi yapılar lağvedilmelidir. İnanç sahası devletin müdahalesinden arındırılarak özerkleştirilmelidir."
Mezopotamya 1. İnanç Çalıştayı'nda ayrıca Nusaybin Belediyesi ile birlikte "Nusaybin'in Mezopotamya Tarihindeki Yeri" konulu bir konferansın Mart ayı sonunda yapılması kararı alındı. Bildirgenin okunmasının ardından katkılarından dolayı tutuklu bulunan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ile Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'a teşekkür edildi.
ANF
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Şubat 2010 09:41 |
|
Diyanette göre cemevleri 'iç düşman' |
|
|
|
|
Administrator tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 02 Şubat 2010 11:48 |
AKP hükümeti hafta sonu düzenlediği Alevi Çalıştayı’nda muğlak bir ifadeyle cemevlerinin bir statüye kavuşturulacağını söylemesine rağmen Diyanet İşleri Başkanlığı cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin ‘milli birlik’ ve ‘bütünlüğü’ bozacağı iddia edildi.
İzmir İl Genel Meclisi’nin geçen aralık ayındaki toplantısında, cemevlerinin ibadethane konumunda tanınması için aldığı temenni kararına, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan olumsuz yanıt geldi.
CAMİNİN KARŞISINA CEMEVİ OLMAZ
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan, başkan adına Hukuk Müşaviri Mustafa Davarcı’nın il genel meclisine gönderdiği açıklamada, cemevlerinin ibadethane olamayacağını iddia edildi.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 02 Şubat 2010 11:49 |
|